Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

2013 yazında neler oldu?

1 Yazan : - 01 Ağustos 2013 - Yaşam-İnsan

 

 

Bunları sana yazmak istememin bence bir kaç haklı sebebi var.

1)                 Bunu bana sorduğunda, doğru dürüst anlatacak kadar hatırlayamayabilirim.

2)                 Konuyu anlatırken, sıkılmadan beni dinleyebileceğin şekilde lafı uzatmadan ve saçmalamadan aklımdakileri ifade edemeyebilirim.

3)                 Doğru dürüst ne sorduğunu anlayamayıp, alakasız başka şeyler anlatabilirim.

4)                 Kafam yerinde olmayabilir ve sen sorduğunda sana bakmayı bile beceremeyip, ifadesiz öylece boşluğa bakan bir halde oturduğum koltukta bile doğru oturmayı beceremeyen bir halde olabilirim.

5)                 Ve en büyük ihtimal artık hayatta olmayabilirim.

Ama zamanı geldiğinde, anneannenle benim çocuğumuz olan annenin, bir evladı olarak, “Dede 2013 yazında neler oldu bir anlatsana” diye soracaksın. Bunu annene de sorabilirsin elbet ve o sana; Lise hazırlığı bitirdiğim seneydi, okula karne almaya gittiğim son gün, taksim metro istasyonundan çıktığım anda gazı yedim, diye anlatmaya başlayacak. Sonra hızlıca koşarak parkın içinden okula gittiğini, okulda karne töreninde öncelikle öğretmenlerinin gözlerinin yaşarmaya başladığını, bunu ilk başta o anki töreninin duygusallığıyla alakalı olarak düşündüğünü ama kısa bir süre içinde o anda tören alanında kim varsa gözlerinin yaşlarla dolduğunu ve konunun, bir sene sonu yaz tatiline giderayak bildiğimiz standart duygusallıkla alakalı olmayıp, okulun duvarlarının hemen arkasında polisin attığı onlarca yüzlerce biber gazı kapsülüyle alakalı olduğunu anladığını söyleyecek. Öğretmenlerin karne törenini hızlandırdığını ve hemen tüm öğrencileri sınıflarına çıkardıklarını, sınıfa geldikten sonra midesinin bulanmaya başladığını, kusmamak için zor dayandığını ve bu arada cep telefonundan benimle ve anneannenle mesajlaştığını ve onu gelip bir an önce okuldan almamızı istediğini anlatacak. Tabii ki o anda kendi mide bulantısı ve göz yanmasıyla mücadele ederken bizim onun için nasıl endişelendiğimizden bahsedemeyecek, çünkü bu işin bizi bağlayan kısmı. En sonunda da deden beni almaya geldiğinde ben çoktan kusup rahata ermiştim ve o benim sırıtan suratımı gördü, öncesinde neler çektiğimi bilemez deyiverecek.

direnin

Sen şu anda nerede yaşıyorsun bilemiyorum ama eğer Türkiye’deysen umuyorum ki, o yaz yaşananlar senin şu anda yaşamaktan mutluluk duyduğun, yaşarken bizim şu anda olduğu gibi başka ülkelerde ki hayatları, yaşamları kıskanmadığın bir coğrafyada yaşamana vesile olmuş olsun. Umarım ki o yaz Türkiye’de yaşananlarda canları yanmış, canlarını kaybetmiş onca insanın acıları bu güzel günler için bizlerin sizlere hediyesi olsun. Her anne baba nasıl çocuğu için bir an olsun tereddüt etmeden, ölüme atlarsa, işte o günlerde sadece bu sebepten insanlar sokaklarda mücadele ettiler ve hiç korkmadılar. Tahmin edebiliyorum ki, bu yazla ilgili bir sürü şey okuyabilirsin ve bir sürü şey izleyebilirsin ve bunlardan çok etkilenebileceğini de biliyorum. Ama tüm bunların neden olduğunu anlama kısmında umarım zorlanıyorsundur. Eğer ki zorlanmıyorsan demek hala üzerine bunca sene geçmiş olmasına rağmen yanlışlar doğruya çevrilememiş.

   Aslında öğrencilik yıllarımda (ben dedemin öğrencilik yıllarını düşünürsem yaklaşık, bir yüz sene önceye gitmem gerekeceği gibi, senin için de aynı şey geçerli, yüz sene öncesini düşünmeye çalış bir zahmet) iki sene bile olmayan yurt dışı tecrübesi hariç başka bir şehirde yaşamadım. Ama kendi çapımızda da oldukça gezdik tozduk sayılır etrafımızdaki birçok arkadaşımıza göre ve bundan sebep onlarca şehir gördük. İçlerinde bir İstanbul gibisine denk gelmedim diyemem ama İstanbul cidden birçok manada çok güzel bir şehir. İşte belki de konu tam da burada başlıyor, İstanbul çok güzel bir şehir ve biz İstanbul’u tanıdığımız andan itibaren (çocukluk dönemlerimizdeki ilk aklımızın yetmeye başladığı zamanları kast ediyorum) çok sevdik ve bir yandan da gittikçe büyümesine ve büyürken de birçok açıdan çirkinleşmesine de tanıklık ettik. Nasıl ki, kalbi iyi olmayan bir insan, iyi ve güzel bir insan olamazsa ya da bunun tam tersi, işte İstanbul’da Türkiye’nin kalbi.occupygezi

     Dedim ya yıllarca İstanbul’un büyümesine, değişmesine ve bu değişimi izlerken bir şeylerin ters gitmesine tanık olduk ama hiç bir şey yapmadık. Türkiye’nin birçok başka yerinde de bu sancılı büyüme yaşanıyordu ve bizler kendi şehrimizde bile olup bitene duyarsızken, daha uzakta olanları görmüyorduk mu desem görmek istemiyorduk mu desem bilemiyorum ama o uzak bölgelere hepten sağırdık, kördük. Bu coğrafyalarda hep böyle karışıklıklar olur, böyle gelmiş böyle gider duyarsızlığıyla, yemeklerde arkadaş sohbetlerinde memleketi kurtarıyorduk da bundan fazla hiç bir şey yapmıyorduk. İşte böyle yıllar geçti, hayatlar tükendi canım ciğerim. Hiç birimiz taşın altına elimizi koymadık, taşın altına elini koymak istiyormuş gibi yapıp da aslında derdinin yanlışı düzeltmek değil de, yanlıştan beslenerek kendini büyütmek isteyenleri de beğenmiyor istemiyorduk, ama dedim ya hiç bir şey yapmıyorduk.

Bu arada sana ilginç bir şey söylemek istiyorum, bu internet var ya, hani senin için yokluğunu hayal bile edemeyeceğin hayatının en önemli parçası, işte o internet biz anneannenle evlendikten sonra hayatımıza girdi. Bu keşif o kadar akıl almaz bir hızla bütün dünyaya ulaştı ki, birkaç yıl içinde onsuz bir hayatı unutmuştuk doğrusu. Artık her şeyden öylesine çabuk haberimiz oluyordu ki dünyanın aslında ne kadar küçük bir yer olduğunu ancak bu şekilde kavrayabildik. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi, sadece birilerinin bilmemizi ya da bilmememizi istediği şeyleri değil, ne bilmek istiyorsak ona ulaşabiliyorduk. Birileriyle tanışabilmek hatta arkadaş olabilmek için aynı apartmanda ya da aynı mahallede oturmamız gerekmiyordu. Kendimiz gibi olanlarla ya da olmayanlarla bir araya gelmek zorunda olmadan her şeyi paylaşabiliyorduk ve kendimizi daha iyi ve daha güvende hissediyorduk. Bunları anlayabilmen için gerçekten bir miktar hayal gücüne ihtiyacın var canımın içi, yokluğunu hiç bilmediğim bir şeyle ilgili o yokken hayat nasıldı acaba diye bana da soracak olsalar bende senden daha iyi düşünemem. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu denirdi bizim zamanlarda, mertlik hala kayıplarda ama internet icat oldu yalanlar bozuldu şimdilerde. Bu kötü gidişe, bu çürümeye karşı birçok şarkılar yazıldı, birçok filmler çekildi, bunları dinleyerek, seyrederek güçlendik ayağa kalktık ama taa ki o güne kadar sokaklara çıkmaya korktuk, çekindik bir tanem.

Bir gün içimizden bir kaç tane daha cesur olanımız, bu yanlışlığa, bu dayatmaya yeter demek için çadırlarını da alıp Taksim Gezi Parkına gidip orada birlikte durmaya karar verdiler, bir sonraki gün kendileri gibi birçoğu daha onlara katılmaya karar verdi ve onlar da parka gittiler.

Ve sonra her şey bir toz ve gaz bulutuyla başladı.

Seni daha tanımıyorum ama çok seviyorum bir tanem, tıpkı anneni de daha tanımadan çok sevdiğim gibi.

Son not: Hayat sorduğun her soruya cevap bulmaya zaman harcarken geçirdiğin süredir. Soracak sorun kalmamışsa yanlış bir şeyler vardır, en son soruyu bir kere daha sor ve başka bir cevap ara.

direnpiyano

Metin Yuce

Sorunsuz yaşa, parasız idare edebilmenin simyasını bul, ölene kadar gez.
Birde bunun latincesini yazabilecek birini bulsam çok havalı olacak.
sağolsun işletme müdürümüz tercümemi yaptırmış..
Inconsutilem aetate, potens ad tractandum gratis Find alchimiae, usque ad obitum suum in hindsight.

Facebook Twitter YouTube   

No comments

Leave a reply

Daha fazla Yaşam-İnsan
BMW’nin İlk Tam-Elektrikli Modeli Sahne Alıyor.

BMW tam-elektrikli araç olan i3 Konseptini 2011 yılındaki Franfurt Uluslararası Motor Fuarında tanıtmıştı. Geçen 2 senenin sonunda 29 Temmuz 2013 günü...

tempo atlas express
#DirenMedya

Günlerdir kafamız karma karışık . Şu yazıda anlatıldığı gibi ,”lezzetli birer ruh salatası” gibi hissedilenler .  Bir çok hissi bir...

Kapat