Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Abi

1 Yazan : - 10 Mayıs 2013 - Kültür-Sanat, Yaşam-İnsan

 

Abi1

Sevgili abicim,

Dün akşam uzun uzun dertleştik. Bıkmadan dinlediğin için öncelikle çok teşekkür ederim. En sonunda hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksin demiştin ya, işte bunu nasıl becerebileceğimi cidden bilmiyorum. Senden sonra aslında hemen yatıp uyuyayım dedim, yatak odasına gittiğimde her zamanki gibi Muzaffer televizyonun karşısında bayılıp kalmıştı çoktan. Sana bir şey diyeyim mi? Belki şimdi değil ama bu gidişle birkaç ay sonra Muzoyu görebilecek olsan tanıyamama ihtimalin oldukça yüksek bence. Bu adam bu kadar çok yemeği nasıl yiyebiliyor anlayamıyorum. Bir süreden beri de yatakta maşallah hor hor yanına yaklaşılamıyor. Kimi geceler cidden o hiç kapanmayan ağızına koca bir patatesi tıkamamak için kendimi zor tutuyorum. Yaz geliyor diye, bisiklete binmeye başladı bu aralar, çok iddialı ama ben pek bir netice alabileceğine inanmıyorum bu kadar yemeğe ve içmeye. Neyse uykumda yoktu zaten, bir de onun yanında uyumaya çalışırken iyice gerilmeyeyim diye gidip bir kahve yapıp salonda oturdum biraz daha. İki sigarayı da arka arkaya içiverdim. İnan, sigaradan hiç bu kadar keyif almamıştım bu güne kadar. Ne dersin? Bundan sonra artık her içtiğim sigaradan böyle keyif alabilir miyim?  Dünü elbette çok önemsemiyorum, yani elbette önemsiyorum ama demek istediğim dünkü duygularımı çok önemsemiyorum. Sonuçta dün arabayı duvara tosladığım andı, belki bungee jumpingte adamın beni itip de daha ayaklarımın platformdan henüz kesilmediği andı, belki de hani kendime gelip de hemşirenin Aslı’yı kollarımın arasına bıraktığı o ilk andı. Dediğim gibi bugün dünkü gibi değil ama yine de daha evvelkilerden farklı bir gün, biliyorum. Neyse düzelecek zamanla inşallah. Hem de ayrıca ne yapabilirim ki? Dün Tahsin beyin muayenehanesinden çıktığımdan beri, aklıma en çok gelen ne biliyor musun? Aslı. Dünden beri en çok onu düşünüyorum, böyle bir dakika içinde yüzlerce hamle yapıyorum zihnimden. Onu oraya koyuyorum, bunu buraya yerleştiriyorum, vızır vızır, tek derdim Aslı’nın hayatını iyice bir düzene koyabilmek. Öyle gıcık, illet bir his ki bu, sanki Aslı hayatının geri kalanında, kendi başına hiçbir şeyi beceremeyecekmiş gibi. Evet, haklısın, dün bana en çok, salaklaşma Yaprak dedin. Hakikaten salaklaştım ben abi, ne yapacağım cidden hiçbir fikrim yok.

abi4Abi bak bunu iyi bilirsin, seninle birlikte vakit geçirdiğim en son ana kadar, senin en illet olduğum huyun, ukala, götü kalkık, kendini beğenmiş havalarındı. Hele o, bir şey söyleyip de haklı çıktığında, hiçte belli etmemeye çalışarak, son derece ciddi takındığın surat ifadesi vardı ya, sen tam aksini ikna etme çabası içindeyken, kafanın üzerinde sen göremezdin ama kocaman bir “ ben sana demiştim “ levhası dururdu. İşte bu ciddi ama adamı aşağılayan ifadeni diyorum. O suratına her seferinde, garaj odasında duran (hala neden bizde böyle bir şey vardı anlayabilmiş değilim ) babamın balyozunu geçirmek hem de tam da dişlerinin ortasına geçirmek çok isterdim. Abi o çokbilmişliğine şimdi cidden çok ihtiyacım var. Soğuk mu? Sıcak mı? Yumuşak mı? Sert mi? Acı mı? Tatlı mı? Bilmek istiyorum. Nasıl geçecek bundan sonrası? Of Allahım…

Şimdi bu Muzaffer dobisi var ya, birkaç güne kalmaz beni sıkıştırmaya başlar, ne oldu, ne yaptın, gitmedin mi hala doktora diye. Tahsin beyden söz aldım, benden işaret alana kadar kimseye bir şey söylemeyecek, ama bu kez de Muzo beni zorlayıp sıkıştıracak işte biliyorum. Neyse bakacağız artık çaresine. Sana demiştim ya, dünden beri gelip giden, bazen gitmeyip uzun uzun kalan, kimi tanıdık, kimi de evvelce hiç hissetmediğim bir sürü his ( his manyağı oldum abi ben dünden beri ). Kimi zaman da o kadar saçma ki bu iş, bu Muzaffer egoisti, öğlen telefon açıp pat diye der ya, Yaprakçığım bu akşam yemeğe cart geliyor curt geliyor diye. Bana sormadan, danışmadan otuz kişiyi aniden yemeğe çağırır da bir de üstüne üstlük, bunu da dört beş saat evvelinden haber verir ( işte babamın balyozunu yine kullanırım bu durumlarda ben abi )nasıl daralırım bilirsin sende bunu. İşte bu pis duyguda dünden beri gelir gider duygulardan biri ve cidden hani bir yemek olayına girecekmişiz ama tanıdığım kim var kim yok bu yemeğe gelecekmiş gibi sanki. İlkokuldaki Sevgi den tut, Muzo’nun ortağının karısı var ya, Berna hani, onunda MS hastası kardeşi var ya Leyla, ahh işte onlar bile var bu yemekte. Bir gün gelipte biri diyecek olsaydı, var ya şu Leyla’yı bir gün kıskanacaksın diye, aha bir taraflarımla gülerdim cidden.

abi3Şu Aslı’yı bir aklımdan çıkarmayı başarabilsem, biliyorum hissediyorum ondan sonra, senin dediğine geleceğim. İşte sonrasında hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye başlayacağım. Şimdi görüntü şöyle abi, işte olmuş bitmiş her şey, Aslı’nın etrafını arkadaşları sarmış, öğretmenleri sarmış, hepsi kızın üstünde. Teselli etmeye çalışıyorlar, çırpınıp duruyorlar, ellerinden ne geliyorsa işte. Bizimki de öyle sessiz sessiz duruyor, ne yapacağını bilemeden ( bayağı da zayıflamış bu arada ). İşte bu görüntüden daha çok canımı acıtan hiçbir şey yok abi. Bundan evvel, böyle etrafımda bu piyango birilerine vurduğunda hep şunu düşünürdüm, kalan hayatı ne kadar zor, ne kadar zahmetli ve cidden acılarla, ıstıraplarla dolu olacak diye. Meğerse kurşun yiyip bir şey hissetmemek gibi, kolun kopup acısını anlamamak gibi bir şeymiş. Hatırlıyor musun? Muzo’nun bir arkadaşı vardı, Serkan. Hani bunlar bir yaz Datça ya gitmişlerdi. Serkan orada dalıp balık avlayacağım diye kendini vurmuştu sersem. Bir parmağı kopmuştu diğer bir parmağı da delinmişti. Sonra da Serkan bize gelip sırıtarak anlatırken bu kendini delme hikâyesini, vallahi de billahi de hiç acımadı diye yeminler ediyordu. Cidden insanın canı hiç acımıyormuş meğer. Off be abi, biraz korkuyorum ama, yalan yok, çok değil, biraz.. Neyse abi ben gidiyorum şimdi, yapacak işler var, bilirsin hiç bitmez bu işler :). Akşam yine bekliyorum tamam mı? Muzo nasılsa erkenden uyuyor, gel laflayalım yine. Söyledim ya sana, cidden merak ediyorum, sıcak mı? Soğuk mu? Yumuşak mı? Sert mi? Acı mı? Tatlı mı?

abi2

Yazıda kullanılan göreseller DeviantART / Jeffsimpsonkh dan alınmıştır.

 

Yazarın Diğer Yazıları

  • Abla
  • Adam
  • 2013 yazında neler oldu?
  • Devrimin Ruhu...
  • Jan Svankmajer

Metin Yuce

Sorunsuz yaşa, parasız idare edebilmenin simyasını bul, ölene kadar gez.
Birde bunun latincesini yazabilecek birini bulsam çok havalı olacak.
sağolsun işletme müdürümüz tercümemi yaptırmış..
Inconsutilem aetate, potens ad tractandum gratis Find alchimiae, usque ad obitum suum in hindsight.

Facebook Twitter YouTube   

No comments

Leave a reply

Daha fazla Kültür-Sanat, Yaşam-İnsan
Kadıköy Çarşı…Seni Seviyoruz

Koca koca gökdelenler, biçimsiz siteler, birbirinin benzeri sefertası gibi yerleşim alanları, balkonsuz Lego gibi apartmanlar, beton bahçeler, yapay çiçekler, ruhsuz...

Çok tuhaf! Çok şaşırtıcı!…Duane Hanson

  Duane Hanson (1925- 1996), gerçekçi heykelin duayeni, pop art hareketinin öncülerinden ve hipergerçekliğin (hyperrealism) kılavuzlarından biri… Hayrete düşüren benzersiz...

Kapat