Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Açıkhava Sinemaları Cenneti…

1 Yazan : - 21 Temmuz 2013 - Kültür-Sanat, Sinema-TV

Geçen gün Oakville’de kuzeyden sahile doğru inen yollardan birinde giderken üç sahneli bir “drive-in”sineması gördük, daha once hiç dikkatimi çekmemişti, demek hala bunlara gidenler var diye düşünürken, aklıma 1960 ve 70 lerde Kızıltoprak ile Şaşkınbakkal arasındaki açık hava sinemaları geldi, Muhakkak başka semtlerde de kimbilir nice sinemalar vardı ama benim cocukluğum ve ilk gençliğimin geçtiği bu dönem ve bu bölge tabii ki en iyi bildiğim yerler, dolayısı ile çok hatıralarım var… Bilenlere bir hatırlatma bilmeyenlere de nostalji olsun…

sinema1

Öncelikle şunu hatırlayalım söylediğim yerler özellikle Kızıltoprak ile Bostancı arası belirttiğim tarihlerde halen bir sayfiye bölgesiydi, öyleki özellikle 60’lı yıllarda yaz mevsimi bittiğinde belirgin bir nüfus azalışı olurdu.

Mesela, Caddebostan cıvarları, musevi vatandaşların sıkça yazlık tuttuğu bir semtti. Bu yerlerde, altmışlı yılların sonlarına kadar hala var olan köşklerin ve daha sonra yapılmış binaların müştemilatları, az mitardaki  eski tip apartman katları gibi yerler yazlık olarak kiraya verilirdi.

Her neyse, yaz mevsiminin gelişine doğru yazlık sinemalarda hummalı bir çalışma başlar, haziran ayına yetiştirilirdi. Perde genelde birketten örülmüş bir yüsek bir duvardı, yaz başlarında kireç badana ile muhakkak boyanır pırıl pırıl olurdu, sinemanın etrafı da yüksekçe duvarlarla çevrilirdi ama gene de cıvardaki bazı evler sahneyi görür orada oturanlar akşamları balkonlarında çay içerek film seyrederlerdi, tabii bu bir sefa mı yoksa cefa mıydı bilemem?  ama bize pek keyifli birşeymiş gibi görünürdü…

sinema4

Ses düzeni oldukça kötüydü gene de bazılarında idare ederdi, tek bir hoparlör shanenin ortasında durur öndekiler çok arkadakiler az işitirdi. Filmler genellikle o sene kışın kapalı sinemalarda oynayanlar ya da bazen çok daha eskileri olurdu. Genellikle izlenmiş olsalar da vakit geçirmek amacı ile gidilirdi. Çoğu sinemada bir film iki veya üç gece oynar, kısa sürede yenisi ile değişirdi.

Bu sinemaların perdesinin karşısında tek minik camı olan yüksekce küçük bir makine dairesi bulunur, filmin ışığında azalma olduğunda, görevli, “makinist, kömür at“ nidalari ve ıslıklarla uyarılırdı….

Kapı girişinde basit ve tek bir pencereden bilet alınır, bu biletler girişteki eleman tarafında yırtılırdı.

Vazgeçilmez olarak kabak veya ay çekirdeği alınır, babalar, anneler ve gençler sigara içerler, bittiğinde işaret ve başparmakları arasında tuttukları izmariti sahneye doğru ( ki orası boş bir alandır ) fııırt diye atarlardı.

Tabii koltuk falan yoktu birbirine uzun kalın cıtalarla çivilenmiş  sıralar halinde tahta iskemleler bulunur sinema girişlerinde bunlar için yastık kiralanır, ya da kendişyastığınız ( genellikle ince olurdu) getirilirdi. Rahmetli annem muhakkak yanına şalını alırdı, demek o zamanlar gheceleri serin oluyormuş.

TV’nin olmadığı dönemlerde, hatta tek kanallı televizyonun yeni başladığında bile yazların vazgeçilmez eğlencesiydi. Kızlar aileleri ile gelirler, flörtleri ya da onları uzaktan beğenen oğlanlar cıvarlarda çaktırmadan otururlardı, kız babalarından genellikle çekinilir ama bakışmalar ile idare edilirdi.

sinema3

Belli yerkerde iki ayaklı, tahta afiş standları olur, üstünde sinemanın adı altında da filmin afişi bulunurdu. Kimbilir şimdi aklıma gelmeyen daha ne detaylar vardır..

Gelelim bahsettiğim semtlerdeki sinemalara,

Yoğurtçu’dan başlıyayım buradaki karakolun yanında şimdi yol olan yerde Yoğurtçu Park Sineması vardı, bir kere gittiğim bu sinemada çok fazla anım yok ama şunu hatırlıyorum; en erken açılan ve en geç kapanan sinema bu idi neredeyse kasım başlarına kadar film oynatırdı bazen. Genellikle yerli bazen de yabancı film oynardı

Kızıltoprak’ta Bağdat caddesinden sapar sapmaz köşede Hasan Amir Sokak’ta İkizler sineması vardı, eski, bir köşkün bahçesindeydi, köşk hala duruyordu zannederim sinemanın sahipleri de orada otururlardı, genellikle yabancı film oynatırdı…

Gene Kızıltoprak’ta, şimdi Memorial hastahanesi olan herde Toroman Sinemasi vardi 8Toraman değil Toroman) 60’lı yıllarda açıktı, sonra bir ara kapandı, daha sonra gene açıldı ama pek iflah olmamştı. Yabancı filmler oynatırdı.

Kalamış’tan devam edelim, şimdi otel olan yerde Kalamış Sahil Sineması bulunurdu, özellikle yazın, denizden gelen rüzgar ile serin, hatta soğuk olurdu, iskemleleri tahta değil özel olarak yapılmış demir konstrüksiyonlu idi, pek güzel ve keyifli bir sinema idi yabancı filmler oynatırdı.

sinema5

Feneryolu’nda, şimdi sabit pazar olan yer, kullanılmayan bir tren hattı idi onu yanında, Site sineması vardı, zannederim kapanan ilk sinemalardan biri olmuştur. Yabancı film oynatırdı.

Göztepe’de, istasyonun hemen ilerisinde  And ve Renk sinemaları vardı, bunlardan,  Nadir Ağa sokakta olan Renk, şimdiki sabit pazarın yerinde olup yabancı film oynatır, Rıdvan Paşa sokaktaki And ise  yerli film seyrettirirdi.

Haydi Cadde’ye geri dönelim, açık sinemaların en yoğun olduğu bölge bence Caddebostan’dır,  şimdi CKM olan yerde en büyük açık sinema olan Budak vardı. Akşamları burada caddenin tüm simalarını görebilirdiniz, ayrıca bu sinemada arada sırada konserler de olurdu ferah ve keyifli bir mekandı. İlk gençliğimizde  mevsim bitip kapandığında izin alıp top oynardık ( o zamanlar halı sahalar yoktu tabii ) . Yabancı filmler oynatırdı. Yetmişli yıllarda bu sinamanın cadeden doğru giriş yolunda çok yakın arkadaşlarımın Popshop isimli bir plak ve elektronik dükkanı olduğundan her akşam burada piyasa yapardık….

Plaj Yolu sokakta Serdar Sineması vardı, keyifli rahat bir aile sinemasıydı yabancı film oynatırdı.

Hemen karşısındaki sokata Kınay Sineması vardı kısa süreli bir yaşamı oldu ve yabancı film oynatırdı.

Şimdi barlar sokağı olarak anılan İskele Sokakta, Ozan Sineması bulunmaktaydı, büyükçe bir mekandı ilk kapanan sinemelardan biriydi ve yabancı film oynatırdı. Şu anda yerinde büyük bir apartman var benim bildiğim kadarı ile altındaki dükkanları yıllardır boştur.

Çınardibi’nde şimdi Mihrimah Sultan Camii olan yer ise pek meşhur Çiçek Sineması’ydı, oldukça haşarı bir gençliği vardı, babam bunlara gıcık olurdu, oysa şahane bir sinemaydı bence zira çınarın altındaydı arka tarafında nispeten kapalı olan bir bölümü vardı ve çınar yaz yağmurlarını engeller film seyredilebilirdi. Yabancı filmler oynatırdı, sahibi Toros Torosyan’dı film andığında veya ışık azaldığında gençler Toros’a nağmeler düzerlerdi…

Karşısında şimdi Yapı Kredi olan yerde Paris Sineması vardı, girişinde yaklaşık bir adam boyunda cıtadan yapılma bir eyfel kulesi bulunurdu 60’lı yıllarda kapandı orada çok fazla anım yok….

Bu bölgede zannederim atladığım sinema kalmamıştır. Çocukluğum ve gençliğimdeki en büyük eğlencelerden biri idi açık sinemalar sonra yetmişli yılların sonnlarında seksenlerin başlarında hepsi teker teker kapandı. Bahçeleri apartman oldu ve maalesef hiç bir kalmadı..Oysa mevsim gelip açılmaları ne de büyük bir sevinç yaşatırdı, keza mevsim sonu kapanmaları hüzün vesilesi idi. Heyecanla afişlerine bakılır hangisine gidelim programları yapılır, ailecek çok keyifli vakitler geçirilirdi. Hem gidiş hem dönüşte muhabbetler yapılırdı bu sinemelara araba ile gidilmezdi hiç aynı zamanda keyifli bir yürüyüştü.

60’lı yıllarda Beatles ve benzeri grupların zirve yaptığı dönemlerde, filmlerden once show adı ile, 4 veya 5 kişilik orkestralar sahne alır 15-20 dakika müzik yaparlardı, o günün meşhur şarkılarını söylerlerdi, gençlik koro halinde “bateri solo, bateri, solo” diyerek davulcuyu gaza getirir o da muhakkak bir solo geçerdi, bu bir kaç sezon böyle sürmüştü…

Bu sinemaların vazgeçilmez filmleri, arasında Sean Connery’li Bond’lar, Ciccio İngrassia ve Franco Franchi’nin oynadıkları Altan Erbulak ve Erol Günaydın tarafından şahane seslendirilerek asla italyanca oyanamayan “yavru ile katip” dizileri, Louis De Funes filmleri, Guilano Gemma’nın spaghetti westernlerini sayabilirim, tabii daha pek çok Hollywood filmi oynardı…

Açık havada son seyrettiğim filmi dün gibi hatırlıyorum, Kriss Kristofferson ile Ali Mc Graw ‘ın oynadıkları bir sam Peckinpah filmi olan “Convoy”……

Anlattıklarım aynı zamanda bir yaşam biçiminin de hüzünlü yokoluşunu özetliyor, zira 80’li yıllar, 12 eylül müdahalesi ve daha sonra Özal dönemi, o çok güzel dokuyu yoketti, yerine bambaşka, alışık olmadığımız bir model gelişti daha sonra bu günkü duruma doğru evrildi ve artık o geçmişin güzel günleri anılarda kaldı….

Bir gün sizlere aynı dönemin kapalı sinemalarını da anlatırım, onlar bugünkü AVM sinemalarına hiç benzemezdi her biri ayrı bir kişilik sahibiydiler ve yokedildiler….

sinema2

Ali Ersin Saran

Emekli

Facebook Twitter 

No comments

Leave a reply

Daha fazla Kültür-Sanat, Sinema-TV
65. Emmy Ödülleri’nin Adayları Açıklandı.

  65. Emmy Ödülleri'nin adayları Perşembe günü Los Angeles'da açıklandı. Nick Patrick tarafından sunulacak olan ödül töreni, 22 Eylül 2013...

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

“Halit Ayarcı gülmemek için dudağını kıstı. -          İnanmayan bir adamla çalışmak dünyanın en güç işidir. Artık bunalmıştım. -          Bütün dediklerinizi...

Kapat