Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Adam

1 Yazan : - 18 Nisan 2014 - Kültür-Sanat, Yaşam-İnsan

Adam_3

 

Adam tam elli yaşındaydı. Uzunca sayılabilecek bir boyu vardı. Son on senedir oldukça kilo almıştı ve bayağı şişko gözüküyordu. Saçları çok fazla grileşmiş ve tepesi iyice açılmıştı. Ufak depresyonlara girdikçe bir bırakıp bir kestiği sakalı ise neredeyse bembeyaz çıkıyordu. Okuma gözlüğü olmadan birşeyler okuyabilmesi artık imkansızdı adamın. Önceleri bu okuma gözlüğü havalı geliyordu ama şimdilerde, yanında okuma gözlüğü olmadığında bir şeyleri yanındakilere okutmak zorunda kalınca çok sinirleniyordu. Bu sinirlenmek konusunda da ayrı bir sıkıntısı vardı. Neredeyse herşeye sinirleniyordu artık ve bundan ötürü de kendine sinirleniyordu. Yerli yersiz herşeye sinirlenecek ne vardı ki?

İşte bu elli yaşındaki adamın kafasının içindeki karışıklıkları ve düşündüklerini anlatmaya karar verdim size.

Adam tam bu sene, bir konu hakkında çok fazla düşünmeye başladı. Bu yola ya devam etmeliydi ya da artık durmalıydı. Hangisi? Karar vermesi gerekiyordu.

Bu kararı vermek elbette çok zor bir işti. Yirmialtı yıllık karısı, yirmibeş yaşındaki kızı ve yirmibir yaşındaki oğlu, seksenini geçmiş anne ve babası, başka bir şehirde yaşayan ablası, bu kararını vermeye çabalarken en çok etkisi altında kaldığı insanlardı. Elli yaşına gelmiş bu adamın, bu sene bu kararı neden vermek zorunda kaldığını bende anlayabilmiş değilim. Adam bu sene gerçekten çok ama çok yorgun görünüyordu. O kadar ki, etrafındakiler de sürekli bunu söylüyorlardı adama; çok yorgun görünüyorsun bu aralar.

Adam durma yönünde karar vermeye daha yakındı ama eğer durursa, tüm bunları sil baştan tekrar yaşayacak olma ihtimali hep aklının bir köşesindeydi ve bu fikir onu çok rahatsız ediyordu. Durmak ya da devam etmek kendi özgür iradesi gibi gözükmesine karşın, tüm hayatı boyunca aldığı bir çok kararı, özgür iradesiyle alamadığını da biliyordu. Adam yaşlı değildi ama artık gençte değildi. Durmayıp devam etmeye karar verdiğinde, kalan yolun, kat ettiği yoldan daha zor olacağını biliyordu. Yaşlı anne babasına baktığında onların, böyle bir kararı vermek için hiç düşünüp düşünmediklerini çok merak ediyordu. Ama onlara böyle bir soru sormak çok büyük saygısızlık olurdu.

Daha yapacak ne kaldı diye düşündüğünde, yapamadıklarını hala yapmak isteyip istemediğini düşünüyor ve bu soruya net cevap veremiyordu. Bir seferinde muhakkak yapmalıyım dediği bir şeyi, bir sonraki düşündüğünde, yapmasam da olur diye düşünerek geçiştiriyordu hemen aklından.

Kendinden sebep kimsenin kötü bir şeyler yaşamasını istemiyordu ama başkaları için de bir şeyler yapmak istemiyordu artık. Kendini çok fazla mı önemsiyordu? Varlığının da yokluğunun da etkisi konusunda çok yanılıyordu belli ki.

Adam_2  Evden çıktıktan sonra ters bir hareket yaparsın ve pantalonun sökülüverir ya bir anda ve ufacık bir delik oluverir. Eve girene kadar bütün insanların o pantalondaki küçük deliği gördüğünü ve dönüp dönüp sana baktıklarını zannedersin. İşte o pantalondaki delikten farksızım aslında diye düşünüyordu adam. Kendime göre çok büyük ama aslında kimsenin dikkatini bile çekemeyecek kadar küçük bir deliğim ben.

Adam elli yaşındaydı ve artık kimseyi bir başka kişiden aldığı referansla yargılamaması gerektiğini öğrenmişti sonunda. Komşusunun karısının güzel burnunu, ablasının oğlunun kazandığı üniversiteyi, patronunun parasını düşünerek, o kadar çok üzmüştü ki kendisini zamanında. Bu büyük aptallığı yapmaması gerektiğini keşke çok yıllar önceden fark edebilseydi.

Sonunda birilerinde bir şeyler vardı, birilerinde de yoktu. Birilerinin sahip oldukları için ödediği bedeller, birilerinin de sahip olamadıklarından dolayı ödediği bedeller vardı. Bu sahip oldukları için ödenen bedellerle, sahip olmadıklarından ötürü ödenen bedeller, birilerini mutlu ya da mutsuz ediyordu.

Kendisi için de durum böyleydi, sahip olduğu bir şey için bugün mutluyken, yarın aynı sebepten mutsuz olabiliyordu.

Eğer bırakmaya karar verirse, karşılaşacağı şeyin belirsizliği onu korkutuyordu, eğer devam edecekse de onu korkutabilecek belirsizlikleri bilebilecek kadar tecrübeliydi artık.

Bırakanların, bıraktıktan sonrası ile ilgili kendileri hakkında hiç bir bilgi aktaramaması, tam elli yaşında karar vermek zorunda olan adamın önündeki en büyük engeldi. Kendini çok fazla önemseyen adamın, bu konuda çok fazla düşünmesine rağmen karar verememesi onu daha da çok sinirlendiriyordu.

Gündüzden geceye oradan da tekrar gündüze dönerek devam eden hayat, her tur attığında adamın bağlarını daha da sıkılaştırıyordu. Bu dönüşlerin ta ki bir gün nefes alamayacağı ana kadar devam edeceğini biliyordu adam. Bu son günü ya da geceyi beklemeye gerçekten gerek var mıydı?

Ne zaman durmak gerektiğine özgür irade karar veremez miydi?

Tam elli yaşına gelmiş bu adam belki gittiği masaj salonundaki, kendinden yirmi yaş küçük kadının üzerinde gelip giderken, çenesinde biriken terler kadının saçına damlarken, belki yorgunluktan gözleri kapanarak, ofisten evine doğru araba kullanırken, son anda önündeki duran arabayı fark edip, ani bir fren yaptığında elindeki sigarayı koltuğa düşürdüğünde, belki de pazar sabahı karısı ve kızıyla kahvaltı ederken, karısının şu anda başka bir şehirde olduğu için yanlarında olamayan oğullarının hasretiyle, bizim dana şimdi burada olsaydı bu gözlemeden kesin üç tane götürürdü derken dolmuş olan gözlerine, sinirlenerek bakarken bunları düşünmüş olabilir. Bilemiyoruz.

Ama bildiğimiz şu var. Elli yaşına gelmiş, saçları iyice grileşmiş ve kafasının tam da tepesi açılmış bu adam, son birkaç senedir aldığı bu kilolar sebebiyle geceleri uyurken çok fena horluyor artık. Adam_4

 

 

Metin Yuce

Sorunsuz yaşa, parasız idare edebilmenin simyasını bul, ölene kadar gez.
Birde bunun latincesini yazabilecek birini bulsam çok havalı olacak.
sağolsun işletme müdürümüz tercümemi yaptırmış..
Inconsutilem aetate, potens ad tractandum gratis Find alchimiae, usque ad obitum suum in hindsight.

Facebook Twitter YouTube   

No comments

Leave a reply

Daha fazla Kültür-Sanat, Yaşam-İnsan
Aşram…

Bardağımdaki, kakuleli, bol baharatlı, sütlü çayımı koklayarak içerken, güneş Himalaya’ların karşısından onları turuncuya boyayarak batıyordu…. Yaklaşık altı saatlik uçuş, sıkıcı...

Can’t Touch This!

Kuzey Amerika kıtasında sevgilinin doğumgünü kutlamaları esnasında eve biraz  şarap alalım diye Kanada'nın tekeli olan L.C.B.O. ( Liquor Control Board of...

Kapat