Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Daft Punk Röportaj : Birinci Bölüm

1 Yazan : - 21 Nisan 2013 - Kültür-Sanat, Müzik

Daft Punk’ın yeni albümü ‘Random Access Memories’ in yayınlanmasına sayılı günler kala (21 Mayıs 2013)  bir çok haber ve video çıkmaya başladı.

İlk olarak Coachella 2013 festivalinde, şarkının Pharell ve Nile Rodgers’ ın yer aldığı tanıtımı yayınlandı

Bunu takiben albümün ‘Get Lucky’ şarkısı single olarak satışa sunuldu. Buradan dinleyip satın alabilirsiniz.

En son olarak da 19 Nisan 2013 de HTC’nin New York daki etkinliğinde ilk defa canlı olarak seslendirildi.

Geçtiğimiz günlerde Fransızca olarak yayınlanan ‘Rock & Folk‘ dergisi Daft Punk ile yaptığı bir röportajı yayınladı. Eğer Fransızcanız var ise web üzerinden okunabilen bu dergiye buradan bakabilirsiniz.

‘TheDaft Punk Club’ sitesi ise bu yazıyı ingilizceye çevirmiş. Üç bölüm olan bu röportajın ilk bölümünü, olabildiğince doğru ve kısaltmadan Türkçe’ye çevirmeye çalıştım. Hatalarım olursa kusuruma bakmayın.

GERÇEK BİR BATERİST

ROCK&FOLK: BU ALBÜMÜN BAŞLANGICINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ NELER İDİ?

Daft Punk: Bu diske 2008 yılında başladık. Uzun bir süre bir albüm değildi. Biz sadece müzik, araştırma ve denemeler yapıyorduk. Dördüncü albümümüzü yapıyoruz demiyorduk. Bu projeye etrafımızdaki müzikten koptuğumuzu hissettiğimiz zaman başladık. Şunu söylemek gerekirse ilk defa bir kayıt için stüdyo ya giriyoruz. Bizim ilk stüdyo albümümüz, bundan önce hep ev yapımı idi.

R&F: STÜDYOYA GEREK OLMASININ SEBEBİ NEDİR?

Daft Punk: Evde yapamayıp stüdyo da yapılabilecek bazı şeyler vardır. Müziğin taşınabilir bilgisayarlarda yapıldığı bir ortamda yaşıyoruz. Fikir olarak şunu söyleyebiliriz : bazı şeyler kayboluyor. Hadi stüdyo ya girelim, bizi insan olarak biz yapan müzisyenler ile  kontağa geçelim. Son 5 senedir, ‘Tron’ dan sonra araştırma modundaydık.

R&F: DÖNEMİN SONU BİR STÜDYO DA MI OLDU?

DaftPunk: Kesinlikle, bilgi kabiliyetini tekrar bulmaya çalışıyorduk. Dikkat edin, biz zamanda geri gitmeye çalışmıyoruz.  Biz sadece klasikler arasındaki görünmez çizgiyi bulmaya çalışıyoruz. Çizgiyi kırmak, çoşkulu ve iddialı bir albüm yapabildiğimiz göstermek istiyoruz. Ortam kötümser, alaycı ve karartıcı olduğu halde.  Biz masum, özgür, çömert bir şey öneriyoruz. Ancak pop ve elektronik müzik sahnelerine bir göz atın. Özgürlük kavramının kaybolduğunu görebilirsiniz. Kimse bu sınırları zorlamıyor.

R&F: ALBÜMÜ DİNLEDİĞİMİZDE 73 DAKİKALIK BİR YARATICI ÇILGINLIK BULUYORUZ. SANKİ ACID DEN TODD RUNDRENS IN ‘A WIZARD, A TRUE STAR’ I. ÇOK ZENGİN… BİR GRUBUN BUNLARI YAPMAYA CESARET ETMESİ MUTLULUK VERİYOR.

Daft Punk:  Fikir, ‘yine yapılabilir’ idi. Kesinlikle budur. Biz bunun halen mümkün olup olamayacağını görmek istedik. Artık kimse denemiyor. Neden?  Malzeme, hırs, istek eksikliği mi? yada hepsi mi? Bu arada bilgi kayboluyor, ekonomi parçalanıyor, cesaretsizlik kazanıyor. Ve sonra müthiş klasiklerin ağırlığı artıyor.

R&F: EĞER SONUÇLAR BEKLENTİLERİNİZ ALTINDA KALIRSA?

Daft Punk: Çöp! Her şeyi atarız. Hiç birşey yayınlamayız.  Aylar geçtikçe ses deneyimine giriş süreçi ıstıraplı geçti. Son aylarda, her şey parlamaya başladı. Birden fazla başlığımız vardı… bir an sadece BİR şarkı yapmayı düşündük. İçimizdeki rockçılar olarak bir diğer meydan okuma düşüncesi : gerçek bir baterist ile bir dans albümü yaratmak idi.  Bu günümüz müziğindeki  otomatik pilot karakterinden kaçıştır.

R&F: O ZAMAN SİZ, POP MÜZİĞİN OTOMATİK PİLOTUNU KAPATACAK ROBOTLAR MISINIZ?

Daft Punk: Bu çok şık olurdu, hayır.

R&F: DISNEY İÇİN ‘TRON’ FİLMİNİN MÜZİGİNİ YAPMANIZ SİZİN MÜZİĞE BAKIŞINIZI MI YOKSA İŞİNİZİ Mİ GELİŞTİRDİ?

Daft Punk: Tamamıyla. İçeriden bakış açısı olarak her şey zamanla değişir (gülüşmeler) ama 2008’e geri dönelim. Bizim bir senemiz stüdyo da müzik yaparak geçti. Bir sene sonunda dinleyerek şunu söyledik: “Çok ilginç besteler, ama yapımcı bunu anlamıyor. Her şeyi çöpe attık.”  Disney bize ‘Tron’ için müzik yapmamız için bağlantıya geçti. Aslında iyi para verilmiyordu ama yine de kabul ettik çünkü bir orkestra ile çalışmak, siber-ses, 3 boyutlu ultra teknoloji ve müthiş bir gösterinin içinde olma fikrini çok sevdik.  ‘Tron’ daki bir sene sonucunda , mühendisler ile tanışıp ve akustik üzerine büyük iş yaptıktan sonra, canlanmış geri döndük.  Özgürlüğümüzü ve kendi müziğimizi müzisyenler ile yapma isteğimizi bulduk. “Around The World”,  Nile Rodgers ve Bernards Edwards’a hürmet için yapılmıştı. Funk müziğin altın çağı olan 1975-1982 yıllarının öncesindeki yeni akım ve nümerik müziği  kullanmaya karar verdik. Sıcak bir müziği, az makine ve bir çok müzisyen ile yapmaya çalıştık. Bu kayıda şahitlik eden bütün herkes, bu sihire şahit oldu.

R&F: BÜ ALBÜMÜN SESİ OLAĞANÜSTÜ : ÇOK SOFİSTİKE VE KALP BU MAKİNELERİN ARASINDA ATIYOR…

Daft Punk: İşte bu yaşamdır. Biz müziğin katmanlarını konuşuyoruz. Paris de başladık, sonra Hansion Stüdyoları, Capitol, Conway ve New York daki Electric Lady. Bu yoğun çalışma saatleri içinde, bütün yetenekler bir araya geldiğinde doğal olarak güzel bir sonuç ortaya çıkar.

R&F: ŞARKICILAR… PAUL WILLIAMS, JULIAN CASABLANCAS, PHARELL WILLIAMS… BAZI ŞEYLERİN MICHEAL JACKSON’A HÜRMET İÇİN YAPILDIĞINI HİSSEDİYORUZ.

Daft Punk: Üçünüde buldun. Steely Dan iyi bir örnek. Çalıştığımız bateristler “Off The Wall” (JR Robinson) ve  George Benson’nın “Gimme The Night” dan. Nile Rodgers ile birlikte “Thriller”, daki Paul Jackson Jr, de gitaristimizdir.

R&F: VE MÜZİĞİNİZE MÜTHİŞ SYNTESIZER (SES ÜRETİCİ) LAR KATTINIZ. BU SEFER HANGİ ROBOTİK MAKİNELER KULLANDINIZ?

Daft Punk: Yepyeni bir modüler synthesizer (ses üretici) ile çalıştık ama sesi “Clockwork Orange” da bulduk… Yapım ve kayıt bir program gibi yaratıldı. Güçlü ve etkileyici olan Wizzard and The Move. Wizzard de Roy Wood gibi pop ruhunu tutmamız gerekiyordu,

Ropörtajın 2.bölümünü okuman için tıklayın… 

 

Richard Waterhouse’a haberi için teşekkür ederim.

 

 

İstanbul da yaşıyor. ToshibaTurkiye Distribütöründe Pazarlama Destek ve Ürün Müdürü olarak çalışmakta. Elektronik ve teknolojiyi çok seviyor. Apple tutkunu. Bimmer. Deep House seven kendi halinde bir DJ. 2 senedir Foursquare SU2. Foursqaure Türkiye üyesi. Eski basketbolcu, spor tutkunu. Aileden Galatasaraylı ve Galatasaray Klubü kongre üyesi.

Facebook Twitter LinkedIn Google+ Flickr YouTube Vimeo Skype   

4 Comments

  • […] Punk ile yapılan ropörtajın birinci bölümünden hoşlandıysanız, ikinci bölümünü aşağıda […]

  • […] bir parça olan ‘Contact’, 2002 yılında  Amsterdam’s Paradiso da Daft Punk dan Thomas Bangalter, Cassius ve Falcon’un DJ setinde yer almış. Aşağıdaki videodaki […]

  • […] önce yayınladığım ropörtajın birinci ve ikinci bölümlerini okumanızı tavsiye […]

  • […] ‘Contact’ isimli şarkısının haberini ve Daft Punk ile yapılan röportajı (Birinci Bölüm, İkinci Bölüm, Üçüncü ve Son Bölüm) […]

  • Leave a reply

    Daha fazla Kültür-Sanat, Müzik
    Dali’nin Bıyığı – Bugün Postadan Ne Çıktı ?

      Önceki yazılarımda efsanevi  fotografçı  Philippe Halsman’dan bahsetmiştim.  Halsman’ın ünlüleri zıplarken çektiği fotoğraflar arasında Dali de vardı. İşte bugün postadan...

    Hepimiz Gregor Samsa’yız…

      Hiçbir şey değişmiyormuş gibi geliyor ya, büyük yanlış. Aslında kısacık zamanlarda fikirler, yaşam biçimleri, doğrular, prensipler tepetaklak oluyor. Bizlerse,...

    Kapat