Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Duende

2 Yazan : - 23 Nisan 2013 - Kültür-Sanat, Müzik

 

kolaj2

Yeryüzündeki tüm canlılardan, insanı ayıran farklılıklardan bir liste yapmaya kalktığımızda, bilinç ilk başta aklımıza gelenlerden birisi. Bilincimiz bize geçmişten geleceğe bakabilme, yorumlayabilme, sorgulayabilme ve bu sayede kat çıkabilme becerisini kazandırıyor. Kişisel bilinç, bireyin hayatının belirleyicisi olurken, bunun toplamını ifade eden toplumsal bilinç de, tarihi belirliyor. Ama bilincimiz bize her zaman yardımcı oluyor mu?
Çocuklukla vedalaşıp bir sonraki bölüme gelindiğinde, devreye giren yeni hormonlarla birlikte, bedenimizdeki değişiklikler nasıl şaşırtıcı bir şekilde gözlemlenebiliyorsa, aynı dönemde, ruhumuzdaki değişimler de buna paralel tam gaz ilerliyor. İşte müziğin keşfi de tam bu dönemde.. Kimi namelere, tınılara artık uyarılıyoruz. Bizim dönemimizde kasetlerimiz vardı. Hangimiz bizi en çok coşturan şarkıyı, altmış dakikalık kasete önlü arkalı doldurtup, aylarca o kaseti bıkıp usanmadan dinlemedik? Her birimizde aşağı yukarı buna benzer bir şekilde başlayan müzik tutkusu, ömür boyu sürecek bir bağ. Peki ama bu nasıl oluyor? Neden bir müzik parçasını dinlediğimizde, kimi zaman müthiş bir enerjiyle coşuyoruz ya da en derin kederlerle sarıp sarmalanıp ağlayabiliyoruz? Müzik bunu nasıl başarıyor? Gerek bireysel, gerekse toplumsal kesitte, bir başarıyı kutlarken, bir hüznü paylaşırken ya da bir motivasyonu yakalamaya çalışırken hep arka fonda bir müzik yok mu?
DUENDE; Bir parça çalarken, müziğin etkisiyle sanatçının ve dinleyicinin kendinden geçtiği an. Duende ispanyolca bir kelime ve ispanyol mitolojisindeki bir garip cin. Bu cin, evin cini (dueno de casa) bizdeki perili eve denk düşüyor. Daha evvelce o evde yaşamışların ruhları, işte bu cinler. Flamenko sanatçılarını zamanla, bu cinlerle özdeşleştirmişler. O nameler, o flamenko gitarının tınıları, hem sanatçıyı hem de dinleyenleri kendinden geçirip, bir nevi ortamı transa soktuğu için, gel zaman git zaman duende demişler bu kopuş anına. İşin özü ve başlangıcı İspanya, latin ve flamenko olsa da zamanla bu müzikteki trans anını anlatmak için kullanılan duende, dünyanın her bir tarafında kabul görmüş ve yayılmış.

11C

Camaron de la isla

Camaron ile Barcelona’dan dönerken havaalanında tanıştım bir kaç sene evvel. Ama biraz geç kalmışım.. Ölmüş. Manuel ise Allah gecinden versin, hala hayatta ama sigarayı hemen yarın bırakıyorsun diye doktorunun söylediğinin üzerinden oniki sene geçmesine rağmen, elinden eksik değil zehiri. İçkiyle de arasının çok iyi olduğunu söylemeye gerek bile duymuyorum. Camaron bir çingene, biraz açık tenli olduğu için amcası takmış Camaron (karides) ismini ona, sonrasında da Camaron de la isla hep bilindiği gibi. Küçük yaşta Barcelona’nın keşhanelerinde çalıp söylemeye başlamış, oradan da yürümüş gitmiş işte. 1992 de akciğer kanserinden ölene kadar Latin dünyasının flamenko fenomenlerinden biri olmuş. Cenazesinin İspanya’nın gördüğü en kalabalık cenazelerden biri olduğu yazıyor okuduğum bir çok kaynakta.

11M

Manuel Molina

Manuel Molina ise bir okullu. Peru Lima’da küçük yaşta girdiği konservatuarda bestecilik ve klasik gitar eğitimi almış. 17 yaşında Peru senfoni orkestrasını yöneten en genç orkestra şefi olmuş. Barcelona’dan dönerken havaalanında, İspanya dan dönüyorsun bir flamenko CD’in bile yok diyerek havaalanındaki müzik mağzasından aldığım Camaron CD si ile başlayan Flamenko ile olan organik bağım, hiç bir zaman beni Flamenko aleminde çok ilerilere taşımadı. Ama öyle, ruhuma denk düştüğü zamanlarda, kimi kez Camaron kimi kez de Manuel dinlediğimde Duende’nin tarifi biraz zor hazzını sektirmeden yaşarım. Bu iki adamla henüz tanışmadınızsa, burada bulunan bu iki parça ile bir giriş yapın derim. Belki bana Barcelona havaalanında denk düşen tesadüfi tanışma, sizin için buradadır. (Son olarak, doktorlar, tahliller, tetkikler ve nihayetinde Camaron kanser olduğunu öğreniyor. Aynı akşam çıktığı konserde yapılmış bir kayıt bu izleyeceğiniz. Parçanın sonunda sildiği terimidir yoksa göz yaşlarımı kararınızı siz verin ama hayata ilk veda ediş anı gibi geldi bana bu gözyaşları.)

11AA

Yazarın Diğer Yazıları

  • Abla
  • Adam
  • 2013 yazında neler oldu?
  • Devrimin Ruhu...
  • Jan Svankmajer

Metin Yuce

Sorunsuz yaşa, parasız idare edebilmenin simyasını bul, ölene kadar gez.
Birde bunun latincesini yazabilecek birini bulsam çok havalı olacak.
sağolsun işletme müdürümüz tercümemi yaptırmış..
Inconsutilem aetate, potens ad tractandum gratis Find alchimiae, usque ad obitum suum in hindsight.

Facebook Twitter YouTube   

1 Comment

  • Manuel Molina nın resmini görünce çok kıskandım…

  • Leave a reply

    Daha fazla Kültür-Sanat, Müzik
    Fotoğraf Bestelemek…

      Bazı fotoğrafçılar var ki, sadece gözleriyle, elleriyle değil, kalpleri, ruhları ve tüm benlikleriyle çekiyorlar karelerini. İşte Willy Ronis onlardan biri. Fransız...

    Yaşam ve Ölüm Maskeleri

    Başlığı okuyan herkes yaşam ve ölümü sorgulayan metaforlarla dolu bir yazı bekliyor belki de. Oysa gerçekten masklardan bahsedeceğim. Alfred Hitchcock’tan ...

    Kapat