Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Jan Svankmajer

1 Yazan : - 26 Mayıs 2013 - Kültür-Sanat, Sinema-TV

 

JanSvank

Ruh halinin insan hayatındaki önemi hakkında bir şey söylemek isterseniz, kimsenin, pek de önemi yoktur diyeceğini zannetmiyorum. Anı yaşarken, çok fazla miktarda girdinin etkisi altında, o anki yaşam enerjimizi ölçebiliriz diye bir cümle kurduğumda, itiraz edecek kimse var mıdır buna? Tüm bu girdilerin bir potada karışımıyla ortaya çıkan lezzet, bizim ruh halimizin yanımasını oluşturuyor diye bir cümle daha kuruyorum ve tezimi daha sağlam bir temele oturtabileceğimi var sayıyorum. Benim ruh halim, hemen yanımdaki insanın ruh haline de etkide bulunuyor, sonra onunki de onun bir yanındakine etki ediyor. Bu bir enerji akımı gibi, bir birine etki ederek insandan insana epidemik bir süreçte yayılıp toplum piskolojisini var ediyor. Geçmişte de günümüzde de adlarının önündeki sıfatlarında, politikacı, sanatçı ve girişimci tanımları bulunan kişiler, toplum psikolijisinin şekillenmesinde, diğer sıfat sahiplerine göre bir adım daha önde duruyorlar. Bir kişinin günlük mesaisi içerisindeki üretkenliğini takip edebilmek kimi zaman ekstra çaba ve vakit harcamak gerektirebilir. Misal mi? Repütasyonu tüm dünyayı bilmem kaç onyıldır sarmış merhum bir ressamın sergisi şehrimize geldiğinde, onun eserlerine bir göz atabilmek için, saatlerce sokakta yağan yağmurun altında kuyruk bekliyebiliyoruz. Yaşadığımız şehirden beş şehir ötede yaşayan bir şefin yaptığı bir yemeği yemek için hiç üşenmeyip kilometreler kat edip, şefin yarattığı lezzeti on dakikada mideye indirebiliyoruz. Ya da çok beğendiğimiz bir müzisyenin konserini en önden izleyebilmek için maaşımızın yarısını bir konser biletine verebiliyoruz. Mücadele ne kadar meşakkatli ise, kazanım da o kadar büyüktür. Teknik olarak bu cümlenin doğru olduğu su götürmez olsa da, kimi zaman da pat diye gökten kucağımıza düşüverir bu ruhumuzu besleyen güzellikler. Jan Svankmajer de böyle kucağıma düşenlerden birisi.

Food copy

Bu yazıyı okuyacak kaç kişi vardır, bilmiyorum. Ve yazıyı okuduktan sonra Jidlo’yu kaç kişi seyredecek ve seyredenler içerisinden de kaç tanesi benim gibi hissedecek ve nihayetinde kaç tanesi gidip etrafındakilere Jan Svankmajer den bahsedecek hiç bir fikrim yok cidden ama benim hedefim, bir kişi. Sadece bir kişi için bu yazıyı yazıyorum. Jan 1934 te Prag’da doğmuş ve hala yaşayan, animatör ve film yönetmeni. Stop motion tekniği ile yaptığı kısa animasyon filmlerinin (bana göre) soluk kesiciliği tartışılmaz. Sorgulayan, tepki koyan ve tokatlayan bir anlatım dili var. İlk filmini 1964 te son filmini de 2010 da yapmış. Elli senedir üretiyor ve bu süreye 36 doğum sığdırmış ki, bu doğumlarla hayata gelen evlatları, sağlıklı ve nur topu gibi (izlediklerimin hepsi bana bunu düşündürttü.). Jidlo (food) 1993 te çektiği en çok yorum alan ve konuşulan filmlerinden birisi. Sıkılmazsanız 17 dakikanıza mal olacak, sıkılırsanız atlaya atlaya seyredersiniz. Stop motion tekniği ile çekilmiş bu kısa animasyon filmi izlerken, o zamanki teknik olanakları göz ardı etmemenizi rica ediyorum.

Metin Yuce

Sorunsuz yaşa, parasız idare edebilmenin simyasını bul, ölene kadar gez.
Birde bunun latincesini yazabilecek birini bulsam çok havalı olacak.
sağolsun işletme müdürümüz tercümemi yaptırmış..
Inconsutilem aetate, potens ad tractandum gratis Find alchimiae, usque ad obitum suum in hindsight.

Facebook Twitter YouTube   

No comments

Leave a reply

Daha fazla Kültür-Sanat, Sinema-TV
Assos’ta Felsefe

Assos'a girdiğimiz anda başka bir yere geldiğimiz anlamıştık, her yer düşünen, hala konuşabilen, tartışabilen insanlarla doluydu. Belki de Türkiye'de artık...

Simetrik miyim?

  Simetri estetik bir norm, peki insanların yüzlerindeki simetri de güzellikte bir gereklilik mi? İnsanlar genellikle yüzlerinin bir tarafının diğerinden...

Kapat