Warning: Illegal string offset 'custom' in /home/lovepeac/public_html/wp-content/plugins/super-post/super-post-meta.php on line 89

Yemekten sonra bekliyoruz..

3 Yazan : - 06 Nisan 2013 - Kültür-Sanat, Yaşam-İnsan
[corner-ad id=1]

 

figure__lying_by_haluzz-d4e556h  Akşam Fuat’lara gidiliyor dedi masadaki tabakları toplayıp makinaya yerleştirirken. Arkası dönük, suratını göremiyorum, muhetemelen dudaklarında müstehzi bir sırıtış var ama bir yandan da asılmış yüzümü görmemek için arkasının bana dönük olmasını tercih ediyor. İyiymiş dedim, sadece biz miyiz yoksa başka geleceklerde var mı? Ne bileyim, gelir herhalde başkaları da, zaten ne zamandır şu bilgisayarın virus programının ayarı için yardım isteyip duruyor, hiç bir şey izleyemiyorlarmış biliyorsun.

Ah be abicim, bizimkini yapmışım taa bilmem kaç zaman önce, o zaman da kafayı sıyırmıştım nasıl yapılacağını bulmak için şimdi unuttum gitti. Hani bana da yazıktır günahtır, tekrardan şimdi neydi neredeydi ara bul, bir sürü ıvır zıvır, bir de kafamın üzerinde Fuat olacak, tabi ki bu da bonusu işin. İnşallah monitörü kafasına geçirmeden halledebilirim.

Herşeye ne kadar takılıyorsun artık farkında mısın dedi. Ne alakası var dedim. Sen sanki ayar olmuyorsun. Tamam Yeşim sessiz sakin, gerçi o da Fuat’la yaşaya yaşaya gevşedi artık bence ama yinede Fuat’la bir saatten ötesi benim sonraki yaklaşık iki günüme mal oluyor. Kesinlikle gevezelerle geçirilen iki üç saat sonrası alınabilecek haplar olmalı ya da kısa süreli rehabilitasyon merkezleri…

Bulaşıkları makinaya doldurma işi bitmişti, dönüp bana doğru kocaman bir sırıtış yolladı. Benimde bir sürü zaaflarım var elbette, en büyüklerinden bir tanesi de onun bu kocaman sırıtışına hala aşık olmam. Şu ana kadar hayatıma ne girdiyse uzun kısa, büyük küçük hepsinden belli bir süre içerisinde sıkıldım ve değerini kaybetti ama bu kocaman, bütün surata yayılan ve yüzde bulunan tüm kasların bir görevi olduğu ve her seferinde bir uyum içerisinde bu sırıtışı en mükemmel kılabilmek için koordineli bir şekilde çalışmalarına hastayım. Benim için Erosun oku bu sırıtış işte. Bak bende delirmiyorum Fuat’lara gidelim diye ama ekmekten de yoruldum artık, hem yarın da iş günü, işte içeriz çayımızı döner geliriz. İyi tamam canım çok da dert değil. Gelip yanağımdan bir makas aldı, yakışıklı hadi ben gidip giyiniyorum.

Kaç zamandır böyleyim, aslında hatırlamıyorum. someone_elses_bathroom_by_6l33-d5rgtqmAma herhalde yavaş yavaş birikerek bir anda barajın taşması gibi değil bu, öyle olsa o “baraj taşma anı” aklımda olurdu, ufak ufak sular bastı işte. Şimdi içinde bulunduğum duruma baktığımda cidden boğuluyorum.

Ses beni rahatsız ediyor. Kimi zaman arabanın içinde trafikte gitmeye çabalarken, yardıra yardıra arkadan gelip geçmeye çalışan ambulansın siren sesine takılıyorum, bazen ben seyretmezken televizyonda bangır bangır bir şeylerin kavgasına tutuşan tartışma programlarındaki iki üç adamın sesine… Evde sessizliği bulmuş ve birşeyler yapmaya çalışırken, kedinin tırnaklarıyla halıyı hart hurt eşelemesinin sesine. Bir başka anda da bu sesler hiç rahatsız etmiyor olabiliyor, duymuyorum bile. Bu dengesizlik hali yıllar ilerledikçe peydahlandı işte. Çocuktuk koşturuyorduk azıyorduk kuduruyorduk, şahane eğleniyorduk, arkadan babam haykırıyordu, yeter be kafa bu kesin sesinizi. İllet olur bir yan odaya geçer daha sessiz bir formatta azmaya devam eder sonra tekrardan evin içine yayılır bir sonraki fırçaya kadar yine eğlenirdik. Sinir olur muydum o zaman babama, çok hatırlamıyorum ama elinde gazetesi, okuma gözlükleri gözünde burnunun yarısından aşağıda duruyor, şöyle sinirle okuduğu şeyi bırakır, o gazete hışırdayarak sert bir hareketle aşağıya iner ve baba kükrer, yeter be kesin gürültüyü..

Yaklaşık bir on dakikaya Fuat’ların evinin oralarda park yeri aramaya başlayacağım sıkıntısı düştü içime. On dakika sonra başıma gelecek bu sıkıntı için şimdiden dertlenmeye başladım bile. Peki dedim; on üzerinden puan versene, şu Fuat’ın susmaması, hep kurulacak cümlelerinin olması ve bu cümlelerinin de yüzde doksan sekizinin çöp olması seni ne kadar daraltıyor. Şu anda sende aynı şeyi yapıyorsun farkında mısın? Ama beş hadi sana ayıp olmasın altı diyiverdi. Ben cidden çok yoruluyorum yahu dedim. Ablamın, Fuat’ın, Kerem’in ve şu an ismini unutarak ayıp ettiğim diğerlerinin, sırf kendi hayatları varmışcasına hiç dinlemeden sadece konuşmalarına, sen bir şey anlatmak istediğinde müthiş bir beceriyle pat diye senin lafının arasına girip kendileriyle alakalı birşeyler anlatmaya başlamalarına, bildiğin gibi değil çok daralıyorum. Eee napacağız dedi? Görüşmeyelim kimseyle o vakit sadece sen ve ben öyle oturalım karşılıklı bakalım birbirimizin suratına sessiz sessiz.

temptation_by_6l33-d3r9tgyYok öyle değil elbette, yapacak da birşey yok biliyorum ama, ne bileyim işte içim şişiyor seninle dertleşince de iyi geliyor sanki, konu bundan ibaret.

Yok haklısın dedi, sen şiştikçe gel bana, ben hallederim (sırıttı). Elimi tutup sonra sol elinin işaret parmağıyla sağ elim işaret parmağının tırnak dibini tırtıklamaya başladı. Trafik yine berbat, dur kalk dur kalk Fuat’lara ulaşmaya çalışıyoruz.

Sen iyi misin bu işte peki dedi.

Önümde aheste aheste piyasa yaparak ilerleyen arabaya sinir olup kornaya asıldım. Ne işi dedim?

Sana anlatılanları güzel güzel dinlemeyi becerip, anlatanı daha da germeden adamın üzerinde birikmiş sıkıntı ve öfke tabakasını inceltebiliyor musun?

Ahaaa dedim yani “amatörce terapi işinde iyi misin?” sorusu bu.  Bilmem? Nasılım sence? (sırıttı yine)

O gece Fuat’ların apartmanının tam önünde bir park yeri vardı. Eve çıktığımızda Selim oradaydı, biz gelmeden bilgisayardaki virüs programı sıkıntısı çözülmüştü. Selim’e şu aklımda olan app yapma işinden bahsettim biraz. Az sonra da Hakan’la Esra geldiler. Esra bu sabah Tomtom’u yürüyüşe çıkardığında sahildeki sokak köpeklerinden birisiyle kapışmış tomtom. İki köpek çok kötü dalmışlar birbirlerine, kan gövdeyi götürmüş, anlatırken hem elleri hem de sesi titriyordu Esra’nın. Hakan da işten nasıl fırlayıp geldiğini, hayvanı veterinere götürüp pansuman yaptırttıklarını ve bir dezenfektan, bir sargı için ibnenin evladının üçyüz lirasını aldığını anlattı.

Neyse… Güzel bir geceydi bence.

ladies_by_mikkelsommer-d4uhvl3

 

Yazarın Diğer Yazıları

  • Abla
  • Adam
  • 2013 yazında neler oldu?
  • Devrimin Ruhu...
  • Jan Svankmajer

 

Görseller Haluzz, 6133, MikkelSommer in deviantART galerilerinden alınmıştır.

Metin Yuce

Sorunsuz yaşa, parasız idare edebilmenin simyasını bul, ölene kadar gez.
Birde bunun latincesini yazabilecek birini bulsam çok havalı olacak.
sağolsun işletme müdürümüz tercümemi yaptırmış..
Inconsutilem aetate, potens ad tractandum gratis Find alchimiae, usque ad obitum suum in hindsight.

Facebook Twitter YouTube   

No comments

Leave a reply

Daha fazla Kültür-Sanat, Yaşam-İnsan
Yeni Japonlar.. Neojapanism

Doğu, Batı… Neye göre doğu neye göre batı? Batılıya göre adını almış “doğu”lular, ad koyanlardan uzaklaştıkça “Uzaaaakdoğu”lu olanlar. Bu adlara...

Bugün Postadan Ne Çıktı?

"Bugün postadan ne çıktı"  başlığı altında ayda bir iki kere postayla gelen koleksiyon objelerini yazmayı düşünüyorum . İlk obje 50...

Kapat